Bilgelik…
Bazı insanlar tercihleri, seçimleri ile bilgelik konusunda diğerlerinden açık ara farkla ileride...
Bazı insanlar tercihleri, seçimleri ile bilgelik konusunda diğerlerinden açık ara farkla ileride...
Colette Dowling “Çağdaş Kadının Bağımsızlık Korkusu” kitabında çağdaş kadının tek başına kalmayı ne kadar isterse istesin bu durumdan çok fazla korktuğu için, bağımlı olmayı tercih etmesini irdeliyor.
Kendi açımdan günümüzün koşullarında bunun sadece kadınların değil erkeklerin de yaşadığı bir korku olduğunu düşünüyorum. Bağımsız yaşam kurmak, bağımsız kararlar verebilmek çoğu kez tahmin edilenden daha zorlayıcı olabiliyor. Aşağıdaki öyküde dedesi üzerinden var olmaya çalışan kahramanın düşmesi kaçınılmaz çaresizliğini anlatılıyor.
script async src=”″crossorigin=”anonymous”></script Bu aralar “Edebiyatta Tuhaflık” konusu üzerinde çalışıyorum. Araştırma sonuçlarına göre bu konuda yazılmış kült eserler arasında en önde gelen yazılı metin Kafka’nın “Dönüşüm” eseri. Her zaman yazı yazmadan önce insanların görüşünü almaya önem veririm. Bu amaçla evimin…
‘’Kırıldı işte… Gözüm gibi bakıyordum. Aptal köpek koşarken çarptı… Nazar boncuğu kırıldı… Hiç de iyi bir işaret değil. Görüyor musun tam da evi almak için tapuya gideceğim sırada oldu. Aman neyse olumlu düşüneyim… Ne olabilir ki? Zaten nazar değmesin diye…
script async src=”https://pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js?client=ca-pub-7350718767107764″crossorigin=”anonymous”></script Çok küçükken bütün kuzenler toplanıp yılbaşı kutlamaları yapardık. Belki de hayatımın en pırıltılı yıllarıydı o zamanlar. Kocaman bir masanın etrafına toplanır bağıra çağıra fırdöndü, tombala, monopol oynardık… Bu oyunları oynarken avazımız çıktığı kadar niye bağırırdık orası gerçek…
script async src=”https://pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js?client=ca-pub-7350718767107764″crossorigin=”anonymous”></script Pırıl pırıl gömleğini giydi, kravatını taktı. Aynada kendini iyice kontrol etti. Dışarı çıkarken derli toplu olmak gerekirdi… Yoksa… Hoş değil… Ele güne karşı ayıp olurdu nihayetinde… Tam kapıdan çıkarken, cep telefonu çaldı. Tanımadığı bir numaradan polisler onu…
script async src=”https://pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js?client=ca-pub-7350718767107764″crossorigin=”anonymous”></script ‘’Bal kavanozum Afyon kaymağımmm’’ diye severdi annesi onu. Balımm, bal kavanozum, mutlu olurdu böyle sevildikçe ama garip bir mahcubiyet de hissederdi bu engin sevgi karşısında. Daha büyüdükçe sevgilisi de zeytin gözlüm diye şiirler dizmeye başladı onun için……

Edebiyatta narsisizm örnekleri hakkında bir deneme
script async src=”https://pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js?client=ca-pub-7350718767107764″crossorigin=”anonymous”></script ‘’…Uzun uzun yıllar önce Hz. Nuh tufan alametlerini gördü. Ne kadar kişi için kurtarıcı olabilecekse, o kadar kişi için kurtarıcı olması emredildi. Ve bu emir o kadar açık seçikti ki, yapması gereken geminin ölçüleri bile milimetrik özel…
script async src=”https://pagead2.googlesyndication.com/pagead/js/adsbygoogle.js?client=ca-pub-7350718767107764″crossorigin=”anonymous”></script Bugün size eski bir efsaneyi anlatmak istiyorum. İnsanlık tarihi kadar eski bir efsane… Talih verdikçe verirdi kahve tüccarına… Bir gün isyan etti adam ‘’Allah’ım, her şeyim var’’ ‘’Utanıyorum. Bana verme artık biraz da başkalarına ver’’ Hep ben,…