Laboratuvar Üretimi Etler Servise Hazır

<meta name=”google-adsense-account” content=”ca-pub-7350718767107764″>

Araştırmacılar yıllardır laboratuvarlarda et üretmeye çalışıyorlar. Sadece balıketleri üreten Finless foods gibi girişimciler, üzerinde çalıştıkları ürünü ‘’temiz et’’ olarak adlandırıyorlar. Üreticiler çalışmada hesaplanan işlem maliyetinin, piyasaya sürülecek kadar uygun olduğunu iddia ediyorlar. Üreticilerin iddialarına göre, bu yılın sonunda resmi olarak laboratuvarda üretilmiş ürünler market raflarında tüketime sunulacak. Çalışmalara katılan bilim adamları ‘’Bir mühendis olarak etin laboratuvarda üretilmesi çok zor olsa da daha da zor olan, tüketicileri alışılmış ”kesim – et yeme” kültüründen vazgeçirmektir’’ deniyor.

Dünyada artan nüfusa çare olarak, laboratuvarda üretilen etin tüketime sunulmasının nasıl çok daha iyi olacağını hayal etmek oldukça kolay. Ama pratikte bu ürünlerin tüketilmesini destekleyecek nitelikteki bilimsel veriler çok da yeterli değil.

Her şeye rağmen etlerin tadının, kokusunun et gibi hissedilip hissedilmeyeceği net olarak bilinemeyen temiz et çağına yaklaşıyoruz.

Görünen o ki, inek eti yakında sadece tarlalarda değil, kepçeler de de yetişecek.

Çizginin bir adım ilerisini düşünürsek, et ve kemiklerimiz geleneksel anlamda bir inekten gelmeyebilir. Bu şimdilik kulağınıza çok hoş gelmiyorsa, bilin ki kesinlikle yalnız değilsiniz.

Daha İyi Bir Yol

Laboratuvarda et üretilmesi, hayvanların yenmesini bırakmak değildir. Sadece hayvanlara daha az yoldan yemek vermek ve daha az hayvan tüketmektir. Yalnız Amerika’da yılda 26 milyar liralık et tüketilmektedir. Bu da gezegen için ciddi problem olan, büyük ve sanayileşmiş bir hayvancılık sistemi gerektiriyor. Bir inek yılda 11.000 galon su tüketebilir. Dünyada hayvancılık, sera gazı emisyonlarının % 15 inden sorumlu olabilir. Ve uygulamada bulunan geleneksel sistem çok çok nadir olarak, hayvanların çıkarlarını göz önünde bulunduruyor. Temiz et üretiminde ise eldeki doku ile, bir avuç dolusu hücreden birçok öğünde tüketilecek et miktarını potansiyel olarak arttırılabiliyor. Laboratuvarda doğru koşullar altında üretilen hücreler, doğal kaynaklar, gaz salınımı ve hayvan hakları ihlallerini azaltarak tıpkı vücudun içinde olduğu gibi bölünerek çoğaltılıyor.

Finless Food CEO’SU Mike Selden ‘’ Teorik olarak, kök hücre kullanımıyla, bir parça etten sınırsız miktarda et üretebilirsiniz’’ diyor. Önerilen metotlar laboratuvarlar ve şirketler arasında değişiklik gösteriyor. Finless foods’da bir parça balıketi alınır ve belirli bir hücre türü için filtrelenir, çok fazla kök hücre olması şart değildir, kök hücre benzerleri üretilir, hücreler progenitör hücreler (öncü hücreler) olarak adlandırılırlar. Önemli olan, bu kök hücrelerin çoğalma sistemini, kendi sahiplerine ait olduklarını düşündürerek, kandırmaktır. Böylece çeşitli besinlerle beslenen hücreler, kas dokusuna, yağa veya bağ dokusuna dönüşebilir.

Konuya bir örnek vermek gerekirse, öncelikle bir maya suşuna sahip olduğunuzu düşünelim. Bir başlangıç suşuna sahip olduğunuzda, kendinize özgü ekmekler üretebilirsiniz. Tıpkı maya hücrelerinin ekmeğe dönerken izlediği yolun belli olması gibi laboratuvarda kullanılan hücrelerin de her birinin ete dönüşmek için takip edeceği bir yol var. Asıl zor olan başlangıç hücrelerini ( starter) oluşturmaktır.

Hücreleri geliştirmek için kullanılan ortam (besiyeri) oldukça çeşitli bileşenler içermelidir. Hücrelerin sağlıklı üreyebilmesi için ortamda tuzlar, şekerler, hücre proteinleri gibi besin maddeleri bulunmalıdır. Bu oldukça maliyetli bir çalışmadır. Uygulamada, genellikle hayvan kanından elde edilen ve çok pahalı olan serumlarla yapılır. Sözgelimi 30 gr. balık serumunun maliyeti 850 dolardır.Temiz et endüstrisi bu maliyet problemi nedeniyle biraz geride kalıyor.Finless kullandıkları ortam bileşimini açıklamıyor, ancak serum kullanımını  azaltmaya çalışıyor. Mike Selden ‘’Şimdi mücadele, hayvan serumu olmadan protein sağlayan ortamı mükemmelleştirmektir. Ürünleri satmaya başladığımızda kesinlikle hiçbir şekilde serum kullanmayacağız. Bu sadece çevresel nedenlerden dolayı değil. Maliyet açısından, ekonomik olarak kesinlikle bir anlam ifade etmiyor. Serum kullanmak çok pahalı bir çalışmadır. Fakat aşılamaz bir problem de değildir.’’ Diyor.Konu üzerinde çalışan biyokimya uzmanı bir araştırmacı ‘’Teoride, serumda bulunan tüm prekürsör ve besin maddeleri, izole edildikleri kaynaklardan alınarak bir araya getirilebilir.’’  ‘’Özellikle serum, büyüme alarmı olarak bilinen hücre bölünmesi için gerekli proteinleri sağlamaktadırlar.’’ Demektedir. Araştırmacılar, optimal hücre büyümesinin sağlanması için kesin bir oran ve bileşenler olduğunu düşündüklerini söylüyorlar.

Sadece Tetrick şirketinin bu (söz konusu optimal oran kodunu) kodu kırabildiği iddia ediliyor. Şirket ‘’Serumsuz hücre ortamı oluşturduk, bu nedenle elde ettiğimiz ürünün maliyeti çok daha ucuz.’’ Sloganını kullanıyor.

Varsayımlar Hakkında Ne Deniyor?

Tetrick’in söyledikleri doğru ise, bu durum laboratuvarda yetiştirilen etin maliyeti  için, dev bir adım olabilir. 2013 yılında piyasaya sürülen laboratuvar üretimi bir burger, 330 dolarlık bir maliyetle elde edildi. Laboratuvarda üretilen et, şirketlerin üretimi sürdürmesi için ekonomik açıdan uygun olsa bile, insanların yemesi için, geleneksel hayvancılıktan daha sürdürülebilirdir anlamına gelmiyor.Temiz et şirketleri, sürecin daha verimli olacağına inandığından, yalnızca insanları beslemek için gerekli olan parçacıkları (bağırsak, veya göz küresi ya da beyin üretmediğini) ürettiğini iddia ediyor. Kitlesel hayvancılık operasyonlarına ihtiyaç duymadan, üretim tesisleri teorik olarak yayılıp, nakliye emisyonları azaltılabilir. Ancak, in vitro et üretiminin çevresel avantajları ve dezavantajları üzerine henüz yeterli sayıda çalışma yapılmamıştır.Bilim adamları, gerçekte yaşam döngüsü analizini gerçekleştirmeye ihtiyaç duymaktadır. Su, toprak ve sera gazı emisyonları gibi yiyecek yapmaya giden her kriteri, masaya koyarak değerlendirme yapmak gereklidir. Kaliforniya Üniversitesi Hayvan Genetikçisi Alison Vam Eenennaam,’’ Invitro çalışmada, sığır üretimi için kullanıldığı kadar fazla arazi kullanılmıyor. Ama bu yaşam döngüsü analizinin sadece bir bileşeni, konu üzerinde çok daha fazla çalışma yapılması gereklidir’’ ‘’Ya da şunu söyleyebiliriz, inekler metan gazı atıyor, laboratuvarda et üretimi ile sera gazı emisyonları azalıyor ‘’ denilebilir. Fakat konu ile ilgili yapılan az sayıda araştırmalardan biri, inek yetiştiriciliğinden daha temiz enerji üretmek için, daha fazla enerji kullanılması gerekliliğini ortaya koymaktadır. Sonuçta bu, aslında yeni bir sanayileşme dalgasıdır.

Tabii ki laboratuvarda yetiştirilen et, hem çevresel hem de ekonomik açıdan sürdürülebilir olsa bile, bu onu üreticiler ve tüketiciler için fiili bir seçenek haline getirmeyecektir. Dünya çapında hayvancılık yalnızca etten fazlasıdır. Hayvancılık 11 milyar insanın yaşam biçimidir. Ürün piyasaya sürülmeden önce bütün bu kriterler göz önünde bulundurulmalıdır. 

Ekonomistler ’’ Petri kutusu, gübre sağlayamaz ve bir pulluk çekemez, ayrıca bu insanlar için bir bankacılık ve ticaret kaynağı da sağlayamaz’’  görüşünü savunuyorlar. Gelişen dünyada temiz etin önümüzdeki 20 yıl içinde süt ve et talebinin çoğunu sağlamasının yanı sıra,  piyasaya da büyük bir etkisi olacağını tahmin ediliyor.

Lezzet sorunu önemini koruyor. Kaz ciğeri ya da mantar etinin mükemmelleştirildiği kabul ediliyor. Ama  biftek yetiştirmek bambaşka bir konudur. Bifteği sadece fıçı ya da petride yetiştiremezsiniz kas hücreleri ve yağ hücreleri ve bağ dokuları hakkında da düşünmeniz gereklidir. Bir şekilde bifteklerin tam merkezindeki hücrelere sürekli bir besin akışı sağlamanız gereklidir. (Doğal koşullarda, vücutta damar sistemi bu işi kusursuzca yerine getirir.)

Geleneksel Yöntem Bugüne Kadar Sevildi Ama..

Bouzari Kaliforniya sürdürülebilir et şirketi, Belcampo tarafından yetiştirilen sığırlar gibi  eski moda yolla et elde edilmesini desteklemektedir. Ya da en azından mümkün olduğunca geleneksel yöntemlere yakın olan yolu destekliyor. Sığırlar dışarıda dolaşıyor bu açıdan ve doğal olarak doğurmak açısından şanslılar. Belcampo kurucusu ve CEO’su Anya Fernald ‘’Temiz et çalışmasını, bir rekabet olarak görmüyorum’’ diyor.’’ Bu yolla gıda sistemindeki yanlışlara daha çok dikkat çekileceği için, açlık savaşında bir müttefik olarak görüyorum’’ diyor.

Yine de herkes, lüks koşullarda yetişen inek etlerini tüketme şansına sahip değil, ancak Mc Donalds tek başına saniyede 75 hamburger satıyor.!!! Bir fast food mesafesine yaklaşabilen, ilk temiz et şirketi kesinlikle dergilerde kapak olacaktır.

Özetle temiz et mükemmel olacak mı? Tabii ki hayır! Ama şimdilik elimizde çalışmalarla ilgili bildiklerimiz henüz bunlar.

2 Comments

  1. Füsuncum eline sağlık benim de amatörce ilgimi çekiyor bu konu. Bugün bir haber çıktı burada, buranın aşırı sağ partisi karşıymış bu işe. 🙂

    <

    div>

    Sent from my iPhone

    <

    div dir=”ltr”>

    <

    blockquote type=”cite”>

Bir Cevap Yazın