Kızgın Damdaki Kedi / Cat on a Hot Tin Roof

Kızgın damdaki kedi filmi hakkında bir inceleme...

https://www.bloglovin.com/blog/21728250/?claim=xfqaznpm8ve

Kızgın Çatıda 70 Yıldır Değişen Bir Şey Yok

script async src=”″crossorigin=”anonymous”></script 

Dün akşam nerden aklıma geldiyse geldi, ya da nereden önüme düştüyse düştü eski bir klasik “Kızgın Damdaki Kedi” filmini seyrettim. 1958 yapımı Cat on a Hot Tin Roof ‘u günümüz dijitalleşen dünyasıyla karşılaştırılınca, insan olarak pek de bir değişim geçirmemiş olduğumuzu hayretle fark ettim.

Kızgın Damdaki Kedi farklı bir coğrafyada bambaşka bir zaman diliminde geçse de günümüz dünyasının insan ilişkilerine inanılmaz netlikte bir ayna tutuyor. Dünya hızla dijitalleşiyor ama bütün bu dönüşüme rağmen insanın derinlerindeki değişim yok denecek kadar az. Bir başka deyişle teknoloji yalnızca sahneyi yeniliyor; duygular hep aynı.

Cat on a Hot Tin Roof  – Kısa Özet

Film, görünürde bir aile kutlamasını merkeze alsa da temelde gerçek ile yalan, arzu ile bastırma, kimlik ile rol, birey ile aile arasındaki çatışmaları açığa çıkaran yoğun bir psikolojik ve sosyolojik dramdır.

Hikaye güneyli zengin bir ailenin evinde geçen gergin bir doğum günü akşamında açılır. Ailenin alkole sürüklenen, içine kapanık oğlu Brick, yakın arkadaşı Skipper’ın ölümüyle duygusal bir çöküş yaşamaktadır. Karısı Maggie, Brick’in hem duygusal hem fiziksel uzaklığını aşmaya çalışır; evlilikleri hızla çökmektedir.

Aile bireyleri, aile reisi Big Daddy’nin doğum günü için bir araya gelir. Brick babası için düzenlenen  kutlamaya zorla katılır. Big Daddy ölümcül bir hastalığın eşiğindedir.  

Kutlama boyunca para, miras, sadakat ve aldatma üzerine gerginlikler yükselir. Maggie ve Brick evliliklerindeki kırılma noktasını aşmaya çalışırken, Brick’in alkolle koruduğu sessizlik, çatışmayı giderek daha fazla tetikler. Filmin dramatik gücü, bu rolleri taşıyan maskelerin çatlamasıyla ortaya çıkmaya başlar. Ailenin merkezindeki “gerçek” sürekli ertelenir, bastırılır, yeniden şekillendirilir.

Skipper’ın ölümü ve Brick’in bu ölümde kendi rolüne dair suçluluk hissi yavaş yavaş su yüzüne çıkar. Big Daddy ve Brick arasında geçen uzun yüzleşme sahnesi, her iki karakterin de yıllardır içlerinde tuttuğu öfke, hayal kırıklığı ve kırılganlığı açığa çıkarır.

Filmin sonunda Maggie’nin hamile olduğunu iddia etmesi, gerçeğin yerini yeni bir performansın aldığını gösterir. Bu, aile içi yalanların yıkılmadığı; sadece yeni bir sahne kurularak sürdürüldüğü anlamına geliyor. Çatışmalar çözümlenmez; yalnızca birlikte yaşanabilir hâle getirilir.

Maggie’nin Aynanın Karşısındaki Çaresizliği İnsanın Bitmek Bilmez Onay Arayışı

Filmde Maggie’nin, Brick’le konuşmaya çalışmadan hemen önce aynanın karşısında durduğu bir sahne vardır. Elbisesini düzelterek, saçını toparlayarak, kocasına “iyi görünmeye” çalışır.

Bugün birinin sosyal medyaya fotoğraf yüklemeden önce filtre seçmesiyle aynı şeydir bu.
Çünkü ekran değişir, ama ihtiyaç değişmez. Görülmek , onaylanmak, değerli hissetmek… Maggie’nin aynaya bakarken içinden kopan yalnızlık, dijital çağlarda ekranlara bakan insanların yalnızlığıyla şaşırtıcı biçimde örtüşüyor.

Brick’in Viski Şişesiyle Güvercinlikten Çatıya Kaçışı  Dijital Sessizliğe Sığınma

Brick’in viski şişesiyle evin içinde ağır ağır dolaştığı sahne ele alındığında, burada Maggie kocasıyla konuşur, sorar, bağırır. Brick ise hep aynı noktaya, kendi içindeki sessizliğe kaçar.

Bugün aynı kaçışı ekranlarda yaşıyoruz. Bir tartışmada, canı sıkıldığında  hemen telefonu eline alan, mesajlara gömülen ya da kendini video akışına teslim eden insan ile hep beyninde bir noktanın uyuşmasını bekleyen  Brick’in ruh hâlleri birbirlerinden çok da farklı değil.

Teknoloji yalnızca kaçışı hızlandırdı, ama nedeni değiştirmedi. İnsan hala duygusundan korkuyor ve yüzleşmekten kaçıyor.

Brick’in alkol bağımlılığı, bugünün insanının sonsuz kaydırma hareketi bağımlılığına denk düşüyor. Aklı başına gelmediği takdirde birisi ölünceye kadar zamanını alkol içerek, öbürü de ekranı kaydırarak tüketecek.


Aile Sofrasında Patlayan Gerilim En Yavaş Değişen Yer: Aile ve Ev

Aile yemeği sahnesi filmin belki de en gerçekçi bölümüdür. Masada herkes birbiriyle konuşur gibi yapar ama aslında herkes birbirinden bir şey gizler. Miras, kıskançlık, öfke ve utanç duygularının tamamı aynı masada, aynı anda kaynar.

Bugün aile masaları belki daha “akıllı” mutfaklarda kuruluyor, televizyonlar daha ince, telefonlar masanın üzerinde duruyor ama temel gerilim aynı. Kardeş rekabeti , hayal kırıklıkları, onaylanma ihtiyacı, sessizlikle cezalandırma, aile içi hiyerarşinin boğucu tüketişi.

Teknoloji, aileyi modernleştirdi ama duygular hâlâ geleneksel.

Big Daddy’nin Gerçeği Öğrendiği Sahne Gücün Korkusu Değişmiyor

Big Daddy’nin hastalığını öğrendiği sahnede yüzündeki kırılma, en tepede kabul edilen gücün dahi ne kadar kırılgan olduğunu gösterir.
Bugün CEO’lar, influencer’lar, politik figürler veri merkezlerinin ve algoritmaların üzerinde oturuyorlar ama bu gücü taşıyan bireyin   temel duygusu korku, kaybetme endişesi, ölümün gölgesi hâlâ aynı derecede sarsıcı olma özelliğini koruyor.

Weber’in otorite tipleri değişse de otoritenin insanda yarattığı duygular değişmiyor.

Maggie’nin Kızgın Damdaki  Yalnızlığı  Modern Bireyin Denge Arayışı

Maggie’nin “sıcak bir çatının üzerindeki kedi gibiyim” dediği o ünlü cümle, aslında modern insanın durumunu bugüne taşıyan en keskin metafordur.

Bugün insanlar sürekli performans sergilemek , sürekli başarılı görünmek , sürekli duygularını kontrol etmek, sürekli kendini yeniden inşa etmek zorunda.

Bütün bunlar, çatının daha akıllı hale gelmiş versiyonlarıdır. Ama sıcaklık hala aynı şekilde kavurucudur. 

Maggie nasıl o çatıdan düşmemeye çalışıyorsa, bugün biz de hız, rekabet ve görünürlük baskısının ortasında aynı dengeyi arıyoruz.

Değişen Yalnızca Çatının Malzemesi

Cat on a Hot Tin Roof günümüz gözüyle bakıldığında verdiği mesaj açıktır. Teknoloji ilerlese dekor değişse bile insanın temel duyguları şaşırtıcı biçimde sabit. Şöyle ki; Kıskançlık modernleşmez,  dijital dünya suskunluğu önlemez, yazılımlar ne kadar hızlı ve modern olsa da ruh kırılgan kalmaya devam eder, hiçbir algoritma sevgiyi ve neden olabileceklerini yönetemez ve en nihayetinde aile içi gerilimler zamana ayarlı değildir.

Çatı değişir. Belki metal, belki cam, belki güneş paneli olur.
Ama çatının üzerindeki “kedi” yüzyıllar boyu  aynı sıcaklıkta, aynı korkularla, aynı arzularla yürümeye devam ediyor.

2 Comments

  1. Filmin adında ki, sıcağı da soğuğu da, hissedene ya da dokunmaya cesaret edene çabucak ileten “Tenekeden mamul” (TiN) olması hususu daha da önemli sanki… Sevgilerimle… cKOVALI

Bir Cevap Yazın