script async src=”″crossorigin=”anonymous”></script

Karşılıklı iki berjer koltuk pencerenin önünde duruyor. Baktığımda bu şık ve samimi görünümlü koltukların sahiplerini uzun süre rahat ettirmiş olduğunu her ikisinin de çökmüş minderlerinden anlıyorum. Bir an pencereden dışarı bakıyorum. Tekrar kırmızı kadife berjer koltuklara döndüğümde artık dolu olduklarını fark ediyorum.
İki kişi var nerede olduklarını ve zamanı bilmiyorum. Konuşup konuşmadıklarını bilmiyorum. Önemsiz bilgiler bunlar. Aralarındakinin, konuşulan kelimelerin anlamı değil sustuklarının saklayabildiklerini düşündüklerinin ağırlığı olduğunu biliyorum. Bir an tek bir an içinde ikisi de karşıdakinin saklayamadığını fark ediyor. Hissettikleri ya da sezdikleri yakınlıktan çok tanımak/ bilmek.
Tarafların kendi yükleri öyle ağır ki diğerininkini de yüklenmeleri imkansız. Buna aldırmadan yan yana duruyorlar. Ne olursa olsun yan yana durmak önemlidir neden mi çünkü statik duruş artık esnek ve kaygan çağdaş insanın unuttuğu bir eylemdir.
“True friendship resists time, distance and silence…” (Isabel ALLENDE)
Kesinnlikle….