Zamanın Dışından Dünyaya …

Zamansız Mekansız Yanlışlıkla Yazılmış Bir Mektup

script async src=”″crossorigin=”anonymous”></script 

 Kapı çalındı açtım. Kargocu …Hatırlayamadım bir şey istemiş miydim? Amaan illaki istemişimdir.

-“Füsun hanım?”

-“Evet?”

-“Mektubunuz var ..”

– “Aaa mektup mu, kimden, nerden?”

-“ Bilmiyorum ama size işte… Postalanma adresi: Zamanın Dışından diyor… Bir imza lütfen”

– “Tamam şurası mı? Oldu işte. Teşekkürler”

– “İyi günler”

Bir acele açtım mektubu “Sokaklarınızda yokluk, açlık, intiharlar, sefalet ölümleri kol gezerken, kendi hücrenize kapanıp pek de dışarı çıkmadan (dışarı çıkmanızı istemeyiz) görmezden gelmeniz emredildiği için uyanın ve bu mektubu okuyun istedim” diye başlıyordu.

Follow my blog with Bloglovin

Birisi kötü bir şaka yapmış olmalı. Tanıdıklarımı hızla aklımdan geçirdim. Kim olabilirdi bu şakacı münasebetsiz. İçimde bir sıkıntı elimde mektup salona geçtim. Televizyonun karşısındaki koltuğuma oturdum.

Okumaya devam ettim.

“Evet çok iyi bildiğiniz ama görmezden gelmeniz istenen, sizin de işinize geldiği için kabul ettiğiniz rehaveti hatırlatmak istiyorum. Öncelikle şunu söylemek isterim ki ölüm yayılır. Siz görmezden gelseniz de o su gibi, hava gibi her yere sızar. Ne kadar görmezden gelirseniz gelin dışarıdaki sefalet, açlık, yokluk, intihar, salgın hastalıklar kapının altından pencerenin kenarından sızar. Önlem almazsanız yaşamın tükenişi sizi de bulur. Kaçamazsınız. Gerçi siz biliyorsunuz bunu. Fazla uzatmanın alemi yok!

Bir ara kısa bir rüya görmüştünüz. Bari onu hatırlatayım. Hani bir blender vardı. Birisi yukarıdan düğmeye basınca çalışıyordu. Bıçak en üst seviyede olduğu için çalıştırıldığında en ileri çıkanları budayıp atmıştı. Biraz kan sıçramış geçmişti.

Kısa süre sonra tekrar yukarından düğmeye basıldı. Fakat bu kez bıçak biraz daha aşağıdan dönüyordu. Bu nedenle önceki kadar ileriye atılmış olmasa da atılım hazırlığı yapanlar budanmıştı. Ama siz en alttaydınız. Blenderin dip bölgesi güvenli diye düşündünüz. Tabii ki kalpsiz değildiniz. Üzüldünüz, suçsuz yere budananlar için. Ama n’apalım hayat böyleydi işte, herkes ölümlüydü sonuçta…

Bir süre sessiz sakin devam ettiniz yaşamınıza ama bir sabah yine yukarıdan bir el blenderı çalıştırdı. Bu kez bıçak blenderin ortasına kadar inecek şekilde ayarlanmıştı. Çalışır çalışmaz ortada bulunanlar budandı. Ama onlar da çok ses yapıyorlardı. Habire şikayet ediyorlardı. Ağlayıp, sızlayıp patırtı ediyorlar zaman zaman hırs içinde bağırıp çağırıyorlardı. Huzur kalmamıştı. Belliydi başlarına bunun geleceği. Bir anlamda “kaşınmış”lardı. Elden ne gelirdi ki?

Neyse artık sakin huzurlu günlere kavuşmuştunuz. Ama yukarısı öyle düşünmüyordu halen intizamsızdı topluluk. Bir sabah bıçak daha da aşağı indi ve yukarıdaki el yine düğmeye bastı. Bu kez kurtulan olmadı. O zaman anladınız aynı blender içinde olunca bulunduğunuz yüksekliğin çok da bir önemi yoktu. Sistem hepinizi buluyordu. Ama o kadar kan kaybediyordunuz ki düşünceleriniz birbirine karıştı.

Sonra bir el blenderı çöpe boşalttı. İçine başka malzemeler yerleştirdi. Bunların hepsi aynı boyda, aynı kiloda en önemlisi aynı anda aynı şeyleri düşünenlerdi.  Blenderde olmaktan mutluydular. Arada hep birlikte toplanıp boş vakitlerinde yaptıkları leziz yiyecekleri blenderın en üst hizasına bırakıp, günlük hayatlarına geri dönüyorlardı. Yukarıdaki el memnundu olup bitenden. Rahat bir nefes alıp arkasına yaslandı. “Olmuştu işte…Ne vardı olmayacak zaten…”

Size huzurlu günler dilerim.”

İmzasız mektup burada bitti. Amaaan kimdi bu durup dururken (!) canımı sıkan. Mektubu çöpe attım. Netflix’te sevdiğim bir dizi vardı onu açtım. Sıkıldım biraz kafam dağılsın. Üff sabah sabah…

Besbelli yanlış adres …

DİP NOT:

Yazıyı bitirdikten sonra çok sevdiğim bir dostuma yolladım. “Nasıl buldun fikrini söyler misin? “

Aşağıdaki cevabı yollamış hiç değiştirmeden size sunuyorum. Buraya kadar geldinizse okuyan gözlerinize şükürler olsun….

Sevgili Füsun,

Bence güzel bir yazı… Okuyan insanlara göre farklı farklı yorumlanmaya müsait… bana göre, fazla da kapılmadan geldiği gibi yaşamak en güzeli ve en çok sevdiğim… Ez cümle, hayat bir gün, O da bugün… Aynen devam ediyor bu dönemde de hayat… Yeter ki biz, karşılaştığımız türlü türlü zorluklara rağmen, yine de bu komikliğe kahkahalar ile gülerek, “gelsin sırasında ki.. devam” diyelim…. Görüşebilmek üzere…

One comment

  1. Bence, fikrini sorduğun O dostun cevabı çok esaslı olmuş… Keşke O dediklerini yapabilsek…

Bir Cevap Yazın